Şaz

11 04 2007

Lügat yönünden “ferd” manasına gelir; ıstılah olarak da ravinin, kendisind en daha güvenilir bir kimseye muhalif rivayetid ir. Bunun başka bir izahı daha vardır; ileride, üzerinde ayrıca durulacak tır.
Kuvvet yönünden sıhhati gerektire n bu vasıfların farklı oluşu dolasıyle, sahihin dereceler i de farkılılık gösterir. Çünkü bu evsaf, sıhhatin medarı olan hadis ricali ile ilgili bilginin ifadesi olunca, takviye edici amiller hasebiyle sıhhatin de birbirini n üstünde dereceler i olmasını gerektirir.

Buna göre, tercihi gerektire n adalet, zabt ve sair sıfatlar yönünden ravileri en yüksek derecede olan bir hadis, ravileri aynı sıfatlar yönünden daha aşağı derecede olan hadise nisbet-le daha sahihtir. Bazı imamların, ennehu aşahhu’l-esanid “bu, isnadlarm en sahihidir” sözü ile tavsif ettikleri rivayetle r, bu babta en yüksek derecede olanlarda ndır. Mesela ez-Zuhri’nin Salim İbn Abdillah İbn Ömer’den onun da babasından; Muhammed İbn Sİrin’in Ubeyde İbn Amr es-Selma-ni’den onun da Ali’den; İbrahim en-Nahai’nin Alkame’den onun da İbn Mes’ud’dan rivayetle ri gibi. Bu mertebeni n altındakiler mesela Burayd İbn Abdillah İbn Ebi Burde’nin ceddinden onun da babası Ebu Musa el-Eş’ari’den, Hammad İbn Seleme’nin Sabit’ten onun da Enes’ten rivayetle ri gibi. Bu mertebeni n altındakiler ise, Süheyl îbn Ebi Salih’in babasından onun da Ebu Hureyre’den; el-Ala İbn Abdirrah-man’ın babasından onun da Ebu Hureyre’den rivayetle ri gibi. Bunların hepsini de adalet ve zabt isimleri şamildir; ancak birinci mertebede bulunanla rın makbul sıfatları, rivayetle rinin onu takip eden ikinci mertebede kilerin rivayetle rine takdimini gerektiri r. Keza ikinci mertebede bulunanla rın zaht kuvveti yönünden sahip oldukları sıfatlar, onların rivayetle rinin, müteakib üçüncü mertebede kilerin rivayetle rine takdimini gerektiri r. Üçüncü mertebe ise, teferrüd ettiği hadis hasen olan kimseleri n rivayetin e tekaddüm eder. Muhammed İbn îshak’m Asım îbn Ömer’den onun da Ca-bir’den ve Amr ibn Şu’ayb’ın babasından onun da ceddinden rivayetle ri gibi. Diğer benzerler i bu mertebelerle kıyas edilebilir.

Yukarıda zikredile n riv ay ellerdeki birinci mertebe, bazı imamların asahhu’l-esanid “isnadların en sahih” adım verdikler i mertebedi r. Doğrusu, muayyen bir terceme dola-yısıyle böyle bir isim verilmeme sidir.32 Fakat, imamların asahhu’l-esanid dedikleri rivayetle rin hepsinden, bunların, böyle bir ad vermedikl eri rivayetle re üstünlüğü anlaşılır. Sahihin dereceler inden olan bu üstünlüğe Seyhan (el-Buhari ve Müslim)ın, naklinde ittifak ettikleri hadisin, ikisinden biri-Hİn nakliyle infirad ettiği hadise, ve el-Buhari’nin infirad ettiği (yani naklinde tek kaldığı) hadisin, Müslim’in infirad ettiği hadise nisbetle üstünlüğü de iltihak eder. Çünkü, el-Buhari ve Müslim’den sonraki ulema, onların kitaplarının kabulünde ittifak etmişler; bazılan da, hangisini n daha üstün olduğunda ihtilafa düşmüşlerdir. Buna göre, ulemanın kabulü dolayısıyle el-Buhari ve Müslim’in ittifak ettikleri hadis, ittifak etmedikle ri hadisten daha üstündür.

İslam ulemasının çoğu, Sahihu’l-Buhari’nin sıhhat yönünden önde olduğunu açıkça ifade etmişlerdir. Fakat bunun aksi olan bir ifade hiçkimseden nakledilm emiştir. Ebu Ali-En-Neysaburi’den rivayet edilen “yeryüzünde Müslim’in kitabından daha sahih bir kitap yoktur” sözü ile bazı Mağrib imamlarının, Müslim’in kitabını el-Buhari’nin kitabından üstün sayan görüşleri, sadece, Müslim’in uslubü ile, vaz ve tertibind eki güzelliğe raci hususlar dolayı siyledir. Bunlardan Ebu Ali en-Neysaburi, Müslim’in kitabının el-Buhari’nin kitabından daha sahih olduğunu tasrih etmemiş, sadece, Müslim’in kitabından daha sahih bir kitabın mevcudiye tini nef-yetmiştir. Burada nefyoluna n, “daha sahih” manasını veren tafdil sigasının gerektird iğisihhat fazlalığıdır ve Müslim’in kitabiyle sıhhat yönünden aynı derecede olan bir kitap, bu fazlalık ve Müslim’den üstünlük kazanır. Yoksa, Ebu Ali, bu sözü ile eşitliği nefyetmiş değildir. Netice itibariyl e, hiç kimse bu üstünlüğün asahhiyye te raci olduğunu açıklamamıştır. Eğer bunu açıklamış olsalardı, mevcut kitapların, şehadeti bunu reddederd i. Zira, el-Buhari’nin kitabında sıhhatin istinad ettiğisıfatlar, Müslim’in kitabında istinad edilen sıfatlardan daha mükemmel ve daha şiddetlidir; ve el-Buhari’nin sıhhat için ortaya koyduğu şartlar, daha kuvvetli ve daha serttir.
El-Buhari’nin ittisal yönünden üstünlüğü, ravinin hadis rivayet ettiği kimseyle mülakatının bir defa da olsa, sabit olmasını şart koşması dolayı siyledir. Halbuki Müslim, sadece muasaratl a, yani ravi ile şeyhinin aynı asırda yaşamış olmalarıyla iktifa etmiş, aynı zamanda el-Buhari’nin, ortaya koyduğu mülakat şartı dolayısıyle an’aneyi kabul etmemesi lazım geldiğini ileri sürmüştür. Halbuki Müslim’in el-Bu-hari’yi bu hususta ilzam etmesine lüzum yoktur. Çünkü ravinin bir defa şeyhine kavuştuğu sabit olunca, naklettiği hadisi ondan işitmemiş olması ihtimali cari değildir; aksi halde onun mudellis olması gerekir ki, üzerinde durduğumuz mesele mudellisi n dışında olup sahihhadi s ravileriy le ilgilidir .

Sahih-Buhari’nin adalet ve zabt yönünden üstünlüğüne gelince; Müslim’in ricali arasında cerh edilenler in sayısı, el-Buhari’nin ricalinde n cerh edilenler in sayısına nisbetle daha çoktur. Buna ilaveten el-Buhari, bu cerh edilenler in hadişlerinden fazla sayıda nakletmem iştir; sonra bunların çoğu, Müslim’in hilafına, kendileri nden aldığı ve hadisleri ne karşı alışkanlık kazandığı kendi şeyhlerindendir.
Sahihi Buhari’nin şaz ve illetten salim olması yönünden üstünlüğüne gelince; el~Buhari’de tenkide uğrayan hadis sayısı, Müslim’in tenkide uğrayan hadis sayısından daha azdır. Buna ilaveten ulema, ilim yönünden el-Buhari’nin Müslim’den daha üstün ve hadis sanatı yönünden daha bilgili olduğunda ittifak etmiştir. Müslim, onun tilmizi olup, dizi dibinde yetişmiş, ondan istifade etmiş, onun eserlerin e tabi olmuştur. Bu sebepledi r ki, ed-Darekutni “eğer el-Buhari, olmasaydı, hadis ilminde Müslim ortaya çıkmaz ve bu mertebeye ulaşmazdı” demiştir.
İşte yukarıdan beri zikredile n el-Buhari şartlarının üstünlüğü dolayısıyle Sahih’i Buhari, hadis İlminde tasnif olunan diğer kitaplara takdim ve tercih olunmuştur. Sonra, ulemanın kabul etmesi yönünden el-Buhari’ye müşareket eden Sa-hih-i Müslim, daha sonra da, asahhıyet yönünden el-Buhari ve Müslim’in şartlarına uyan diğer kitaplar dereceler ine göre yer almışlardır. Burada zikroluna n el-Buhari ve Müslim’in şartlarından maksat, her ikisinin ravileriy le birlikte, bir hadisi sahih yapan diğer şartlardır. İslam uleması gerek el-Buhari’nin ve gerekse Müslim’in, kendileri nden hadis naklettik leri ravilerin ta’dili üzerinde ittifak etmişler ve rivayetle rini diğer ravilerin rivayetle rinden üstün saymışlardır. Bu, hadis ilminde bir asıldır ve aksini isbat edecek bir delil bulunmadıkça bu aslın dışına çıkılmaz.

Hadis kitapları arasındaki bu tertibe göre, bir haber, el-Buhari ve Müslim’in şartlarına uygun olursa, Müslim ve emsali imamların naklettik leri haber mertebesi nden aşağı olur. Eğer haber, el-Buhari ve Müslim’den yalnız birinin şartına uygun olursa, yalnız el-Buhari’nin şartına uyan haber, yalnız Müslim’in şartına uyan habere tercih edilir. Bu tasniften karşımıza altı kısım çıkar ki, bunların her biri, sıhhat yönünden diğerine nisbetle bir farklılık arzeder. Bir de yedinci kısım vardır; bu da, ne el-Buhari ve Müslim’in beraberce, ne de ikisinden birinin yalnızca şartına uyan haberdir.

Bu kısımlar arasındaki farklılık, yukarıda zikroluna n sebepler yönündendir. Bununla beraber, bu kısımlardan biri, sıhhat yönünden tercihi gerektire n başka sebeplerl e üstündeki diğer bir kısma tercih olunursa, bu tercih olunanı diğerinden üstün kılan bir şeyin ona arız olması dolayısıyle-dir ve alttaki derecede bulunan kısım üstündekine takdim olunur; yani tercih olunan bir alt derecedek i hadisle amel edilir, üst derecedek i hadisi ise terkolunu r. Mesela, Müslim’in Sahih’indeki bir hadis, tevatür derecesin e ulaşmamış olduğu halde, bir takım karineler le meşhur olup ilim ifade etse, bu hadis, el-Buhari’nin ferdi mutlak olarak ihraç ettiği-hadise takdim olunur.

Keza, el-Buhari ve Müslim’in ihraç etmedikle ri bir hadis, mesela Malik an Nafi an İbn Ömer gibi isnadların en sahihi olarak tavsif edilen bir tercemede n gelmiş olsa, bu hadis de, el-Buhari veya Müslim’den birinin, rivayetiy le tek kaldığı hadise takdim olunur. Hele bu hadisin isnadında, hakkında söz edilen bir de ravi bulunursa, bu takdimde hiçbir şüpheye mahal kalmaz.


İşlemler

Information

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s




%d blogcu bunu beğendi: