Ahad Haberler ve Kısımları

11 04 2007

İşte, yukarıdan beri zikroluna n dört kısımdan birincisi, yani mütevatir müstesna, diğerleri ahad’tır. Bunların her birine haberi vahid denir. Haberi vahid, lügatta, bir tek şahsın rivayet ettiği haberdir; ıstılahta ise, mütevatirin şartlarını ce-metmeyen haberdir.

Ahad haberler, makbul ve merdud olmak üzere iki kısma ayrılırlar. Makbul, ekser İslam ulemasına göre, ameli gerektire n haberlerd ir. Merdud ise, ravisinin doğruluğu kabul edilmeyen haberlerd ir.

Ahadın makbul ve merdud olmak üzere iki kısma ayrılması, onunla istidlali n, ravilerin in adalet ve zabıt yönlerinden ahvalleri nin araştırılmasına mütevakkıf olması dolayı-sıyladır. Mütevatir haberler bunun aksinedir; çünkü mütevatir haberler, ravilerin in doğruluğu hususunda kat’ıyyet ifade etmesi dolayısıyle hepsi de makbuldür. Ahad haberler böyle değildir ve onlardan yalnız makbul olanlar ameli gerektiri r. Çünkü bunlarda, ya kabul sıfatının esasını teşkil eden ravinin doğruluğu sübut bulmuştur; ya red sıfatının esasını teşkil eden ravinin yalancılığı sübut bulmuştur; yahut ta ne kabulünü ne de reddini gerektire n herhangi bir husus mevcuttur . Bu takdirde birincisi nde, ravisinin doğruluğu sübut bulduğu için haberin de doğruluğu zan üzerinde galebe çalar ve haber kabul edilir. İkincisinde, ravisinin yalancılığı sübut bulduğu için haberin de yalan olduğu zan üzerinde galebe çalar ve haber atılır. Üçüncüsünde ise, eğer haberi bu iki kısımdan birine ilhakını mümkün kılacak bir karine mevcutsa, haber o kısma iltihak eder; böyle bir karine mevcut değilse, haber üzerinde tevaffuk olunur; yani
onunla amel edilmez. Amel olunmayan haber ise, merdud haber gibidir; ancak onun merdud olması, haberde red sıfatının sübutu dolayısıyle değil, kabulü gerektire n sıfatın bulunmama sı dolayısıyledir.

İşte, yukarıda meşhur, aziz ve garip olmak üzere üç kısma ayrılmış olan ahad haberler içinde, bazan, mevcut karineler sebebiyle ilmi nazariyi İfade eden haberler de yer alır. Bazı muhalif görüşe sahip olanların bulunmasına rağmen tercih edilen doğru görüş budur. Bununla beraber, bu ihtilaf aslında lafzidir; çünkü ahad ile hasıl olan şeye “ilm” lafzının ıtlakmı tecviz edenler, bu “ilm” i “nazari” ise, istidlal ile hasıl olan ilimdir. Halbuki “ilm” lafzının ıtlakını tecviz etmeyenle r, bu lafzı sadece mütevatir haberlere tahsis etmişler, mütevatirin dışındaki haberler için “zanni” lafzını kullanmışlardır. Ancak bunlar, bir takım karineler i ihtiva eden haberi ahadın, bu karineler den hali olan haberlerd en daha kuvvetli ve tercihe şayan olduğunu reddetmem işlerdir.

Karineler i ihtiva eden ahad haberleri n muhtelif çeşitleri vardır. Bunlardan biri, Seyhan (el-Buhari ve Müslim)’in Sahih’lerinde naklettik leri mütevatir derecesin e ulaşmayan haberi ahadtır. Bu haberleri bir takım karineler kuşatmıştır ki, bunlardan biri, el-Buhari ve Müslim’in bu sahadaki üstünlükleri, başkalarına nisbeüe sahihi sahtesind en ayırmak hususunda ki titizlikl eri ve kitaplarının ulemâ arasında birinci derecede kabul görmesidir. Yalnız bu karine, yani kitaplarının ulema arasında birinci derecede kabul görmesi bile, ilim ifade etmesi yönünden mütevatir derecesin e ulaşmı-yan mücerred turuk çokluğuna nisbetle daha kuvvetlid ir. Ancak bu, her iki kitapdaki hadisler arasında hafızlardan birinin tenkidine uğramayan ve manaları arasında tercihi mümkün olmayacak şekilde tenakuz bulunmaya n haberlere mahsustur; zira birbirine muhalif iki haberden birini diğerine tercih etmedikçe, iki mütenakızm doğruluğu hakkında ilim hasıl olması imkansızdır. Gerek ulemanın tenkidine uğramayan ve gerekse tercihi mümkün olmayacak manaları birbirine zıt olarak nakledile nlerin dışındaki haberleri n sıhhati üzerinde icma hasıl olmuştur. Ancak burada bir itiraz vaki olur v e ulemanın, Sahihan’daki haberleri n sıhhati üzerinde değil, onlarla amel etmenin vücubu üzerinde ittifak ettikleri söylenirse, deriz ki: Buhari ve Müslim, kitaplarında nakletmem iş olsalar bile, sahih olan her haber ile amel etmenin vucubu üzerinde ulema ittifak etmiştir. Ancak, onların ittifakı, yalnız amelin vücubu üzerinde vaki olsaydı, Sahihan için bu ittifakta n hiçbir meziyyet hasıl olmazdı. Halbuki icma veya ittifak, her iki kitabın sahip oldukları sıhhate raci meziyyetl eri üzerinde de hasıl olmuştur.

El-Buhari ve Müslim’in naklettik leri haberleri n ılm-i nazari ifade ettikleri, üstad Ebu İshak el-Isferayini, hadis imamlarından Ebu Abdillah el-Humeydi, Ebu’1-Fazl İbn Tahir ve diğerleri tarafından tasrih edilmiştir.
Burada şuna da işaret etmek yerinde olur ki, yukarıda bahis konusu edilen meziyyet için, el-Buhari ve Müslim’in, kitaplarında naklettik leri hadisleri n “sahihin en sahihi olmalarıdır” denilmesi bile muhtemeld ir.
Karineler i ihtiva eden haber çeşitlerinden bir diğeri, ayrı ayrı turuku olan, ravi zayıflığından ve illetlerd en salim bulunan meşhur haberlerd ir. Bu haberleri n de ilmi nazari ifade ettikleri, üstad Ebu Mansur el-Bağdadi, üstad Ebu Bekir ibni Furek ve diğerleri tarafından açıklanmıştır.

Karineler i muhtevi diğer bir haber çeşidi, hıfz ve itkan (titizlik) yönünden tanınmış imamlarla muselsel olan haberlerd ir; öyle ki, böyle bir haber, Ahmed İbn Hanbel’in rivayet ettiği isnad yönünden garip olmayan bir hadis gibidir. Mesela Ahmed İbn Hanbel bir hadis rivayet ettiği zaman bir başkası aynı hadisi eş-Şafi’i den rivayetle ona ve bir başkası da Malik İbn Enes’ten rivayet ederek eş-Şafi’iye eş olur. İşte bu çeşit bir haber ravilerin in üstünlüğü yönünden istidlal yoluyla işitenleri için ilim ifade eder. Çünkü bu raviler, kabulü gereken Öyle üstün sıfatlara sahiptirl er ki, bunlar, bir hadisin kabulünde bazan başlıca amil olan ravİ çokluğu (ad-ed-i kesir) yerine geçerler. Bu sebeple, hadisçilerin ve tarihçilerin haberleri yle en az mümaresesi bulunan bir kimse dahi, mesela kendisine Malik İbn Enes tarafından şifahen bir-şey haber verilmiş olsa, Malik’in bu haberdeki doğruluğu hakkında hiçbir şüphe ve tereddüde düşmez. Eğer bu haberi vermek hususunda Malik îbn Enes’e kendi seviyesin de biri daha katılacak olursa, mezkur haber, sıhhat yönünden bir kat daha kuvvetlen miş, aynı zamanda hata ve unutkanlık korkusund an da uzak kalmış olur.

Yukarıda zikrettiğimiz karineler le kuşatılmış üç haber çeşidinden olan bir haberin doğruluğu hakkındaki ilim, yalnız hadisi iyi bilen, bu konuda mütebahhir ve mütehassıs olan, ravilerin hallerine vakıf ve illetlere muttali bulunan kimseler için hasıl olur. Bu kimseler dışında kalanlar için, bu çeşit haberleri n doğruluğu hakkında ilim hasıl olmaması, yukarıda saydığımız vasıfların bu kimselerd e bulunmama sı sebebiyle dir. Fakat bu gibi kimseler için ilim hasıl olmaması, hadise vakıf kimseler için bu ilmin husul bulmasına engel teşkil etmez.
Zikrettiğimiz bu üç kısımla ilgili olarak şu neticeye işaret edebiliri z. Bu kısımlardan birincisi Sahihan’a mahsustur . İkincisi, müteaddit turuku bulunan haberi meşhura, üçüncüsü ise, imamların rivayet ettikleri hadislere mahsustur . Bazan, her üç karinenin de tek bir hadis üzerinde birleşmesi mümkündür; bu takdirde hadisin doğruluğu kesinlikl e sübut bulmuş olur.


İşlemler

Information

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s




%d blogcu bunu beğendi: